Wed
9
Apr
admin

Bir çocuğun hikayesinin ilk satırları onun doğumundan çok önce yazılmaya
başlar… Çocuğun anne ve babasının tanışma ve evlenme hikayesi;
evlenmeye nasıl karar verdikleri, evlilik içindeki uyumları, evliliğin
kaçıncı yılında, hangi noktasında çocuk sahibi olmaya karar verdikleri,
anne-baba olmaya hazır ve istekli olup olmadıkları çocuğun hikayesini
şekillendiren önemli noktalardır… Çocuğun isminin nasıl koyulduğu, ne
anlama geldiği, ona nasıl bir misyon yüklediği de anlamlıdır…
Hamilelik öncesi ve hamilelik süreci de, en az doğum anı ve doğum
sonrası yaşananlar kadar önemli ve belirleyicidir.
Boşanma, her ne kadar iki eş arasındaki evlilik ilişkisinin
sonlandırılması anlamına gelse de çocuklar da boşanmanın seyircisi
değil, bir parçasıdır. Boşanma, çocuklarda karmaşık ve yoğun birçok
duygunun aynı anda iç içe yaşanmasına neden olur. Üzüntü, kızgınlık,
öfke, gücenme, kaygı, korku ve suçluluk bunlar arasında sayılabilir.
Ayrılık, çocuğun gelişmekte olan güvenlik hissini zedeleyebilir;
yetişkinlik hayatında karşı cinsle ilişkilerinde sorun yaşama ve boşanma
riskini arttırabilir. Ancak şu da hayati derecede önemlidir ki;
sağlıksız, sevgisiz, gergin ve mutsuz bir aile ortamında yaşamanın
yaratabileceği olumsuz etkiler, çoğu zaman boşanmanın getirebileceği
etkilerden çok daha yıkıcı olabilir. Önemli olan çocuğa boşanmanın ne
anlama geldiğini doğru anlatabilmek, boşanma sonrası hayatında olacak
değişikliklere onu iyi hazırlamak ve anne-baba olarak daima yanında
olacağınızı hissettirmektir.
*Çocukların boşanmaya tepkileri karmaşıktır… *
Boşanma sonrası çocukların verdiği tepkiler çocukların yaşına, mizaç ve
kişilik yapısına ve baş etme donanımlarına göre farklılık gösterirken;
durumun yaratttığı koşullar ve boşanma sonrası anne - baba tutumları da
son derece etkilidir…
*Tepki aşamaları… *
1. Şok ve Kaos : Bu haber çocuğun hayatına bir bomba gibi düşer. Birçok
yoğun duyguyu iç içe yaşatır. Kafasını karıştırır. ”Eyvah, annemle
babam boşanıyor !”, ”Bu ne demek ?”, ”Şimdi ne olacak ?”
2. İsyan ve Sorgulama : Çocuk, hissettiği üzüntü ve kızgınlıkla hayata
isyan eder. ”Neden ?” diye sorar. Bu soru aslında ”Neden
boşanıyorsunuz ?” demek değildir; ”Bu neden benim başıma geliyor ?”
anlamında bir isyan sorusudur.
3. Kaygı ve Korku : Belirsizlik çocuğun kafasında birçok soru işareti
yaratır; ”Ben ne olacağım ?” , ”Okulum değişecek mi ?”,
”Arkadaşlarımı görebilecek miyim ?”, ”Dondurma yiyebilecek miyim ?”
Buna paralel olarak da çocuğun kaybetme ve ayrılık korkuları
tetiklenir; ”Annem evden ayrılıyormuş, ya onu bir daha göremezsem ?”,
”Babam evden gidecekmiş, ya bir gün annem de giderse ?”, ”Ya yalnız
kalırsam ?”…
4. Baş etme ve Uyum : Belirsizlikler ortadan kalktıkça, düzenli ve rutin
bir yapı oluştukça çocuğun kaygı ve korkuları dinmeye başlar. Sorularını
cevaplamak, ihtiyacı olan duygusal ve sosyal desteği sağlamak uyumunu
kolaylaştırır. Ve bir süre sonra çocuk durumu anlamlandırır ve
kabullenir; yeni koşullara uyum sağlar.
*Boşanma kararını çocuğa kim söylemeli ? *
Tercihen anne ve baba birlikte açıklamalı… İki ebeveyn kararı beraber
açıklarsa, çocuk kararı ve durumu daha rahat kabul edecektir. Bu kararı
birlikte açıklamak çocuğunuzun tamamen farklı iki değişik ve belki de
birbiriyle çelişen hikaye duyma olasılığını da azaltacaktır.
Birden fazla çocuk varsa, tüm çocuklara aynı anda açıklama yapılmalıdır.
Kardeşlerin varlığı şoku ve üzüntüyü hafifletebilir, güven, destek ve
ailenin devamlılığı hissini verir. Gerekirse büyük çocuklarla sonra daha
detaylı olarak konuşulabilir ama haberi tüm kardeşler aynı anda duymalıdır.
*Ne zaman söylenmeli ? *
Boşanma kararı kesin ve boşanma sonrası koşullar net olduğunda
açıklanmalı… Ne belirsizlik ve karmaşanın içinde zorlanacağı kadar
erken ne de kendini hazırlamasına ve uyum sağlamsına yetemeyecek kadar
geç olmamalıdır… Ayrılmadan bir-iki hafta önce konuşmak; çocuklara
alışmak, sizinle konuşmak ve varsa size sorularını sormak için yeterli
bir zaman olarak tanımlanabilir.
Çocuğun kendini güvende ve rahat hissettiği bir yerde, evde; birlikte
rahatça ve uzunca vakit geçirilebilecek bir zamanda konuşulmalıdır. Bu
ilk konuşma sıkıştırılmış dar vakitlerde, çocuğa yabancı bir ortamda,
yolda, arabada veya restoran gibi kalabalık ortamlarda asla
yapılmamalıdır. Çocuğun, verdiğiniz haberi sindirmesi,sorularını
sorması, isterse size sarılması, ağlaması ve kendini güvende
hissedebilmesi için zaman verin.
*Nasıl söylenmeli ? Ne söylenmeli ? *
Üslup ;
Kısa ve öz, samimi ve dürüst, somuta indirgeyerek, yaşına uygun, örnek,
benzetme veya resimlerden yararlanılabilir… Konuşma sırasında göz
kontağı ve ten teması yoluyla destek önemlidir…
İçerik ;
Ayrılma ve ayrı yaşama kararının anne ve baba tarafından ortaklaşa
verildiği vurgulanmalı; bu kararın çocuğun tamamen dışında olduğu ve bu
karara varmadan önce de alternatif tüm yolların denendiği ifade
edilmelidir…
Karı-kocalık rolleri ile anne-babalık rollerinin birbirinden bağımsız
olduğu belirtilmeli; boşanma kararının hayata geçirilmesi ile birlikte
eşlerin birbiriyle ilişkilerinin sonlanacağı ancak anne ve baba olarak
daima çocukların yanında olacakları tekrar tekrar vurgulanmalıdır…
Boşanma ile birlikte, çocukların hayatında nelerin değişeceği nelerin
aynı kalacağı açıklanmalı; çocuğun kiminle kalacağı, diğer ebeveynle ne
zaman, ne sıklıkla ve hangi koşullarda görüşeceği net bir biçimde
açıklanmalı; belirsizlikler olabildiğince minimize edilerek netlik
sağlanmaya çalışılmalıdır… Netlik, düzen ve rutin hayati derecede
önemlidir…
*Haberin paylaşılmasının ardından… *
Boşanma kararını öğrenen çocuk, aynı anda, iç içe birçok yoğun ve
karmaşık duyguyu bir arada yaşar… Üzülür, şaşırır, korkar,
endişelenir, isyan eder, merak eder, kızar (kendine, annesine, babasına,
hayata, kadere…), suçlar (kendini, annesini, babasını,
başkalarını…), sorumluluk ve vicdan azabı hisseder…
Tüm bu karmaşık duyguları yoğun şekilde iç içe yaşarken, çocuğun
duygularını ifade etmesini cesaretlendirmek, desteklemek; duygularını
yaşamasına izin vermek ve buna tolere edebilecek kadar güçlü ve
serinkanlı kalabilmek önemli ve gereklidir…
Soruları ve kaygıları olması son derece normal ve anlaşılabilirdir…
Sorduğu tüm soruları, kişisel detaylara girmaden kısa ve öz bir biçimde
yanıtlamak, olabildiğince netlik getirmek gerekir…
Destek çok önemlidir… Çocuğun destek alabileceği sistemleri harekete
geçirmek, olumlu rol modelleriyle etkileşiminin önünü açmak anlamlıdır…
Özellikle böyle bir geçiş döneminde, çocukla kaliteli bir oyun ve
paylaşım zamanı değerlendirebilmek, birlikte olmak, ten teması ve göz
kontağı kurmak çocuğa ihtiyacı olan gücü ve desteği sağlamakta yardımcı
olacaktır…
*Çocuk, kendisine ait olmayan ve asla taşıyamayacağı yüklerle karşı
karşıya bırakılmamalıdır ! *
Kararlar anne ve baba tarafından verilmeli, sınır ve çerçeve onlar
tarafından çizilmelidir… Ve bu kararların ve durumun sorumluluğunu
anne ve baba üstlenmelidir… Çocuklar hiçbir şekilde arada
bırakılmamalıdır…
*Rüzgar ekerseniz fırtına biçersiniz… *
Yansıttığınız kin ve nefret size kızgınlık ve öfke olarak geri döner !
Çocuklarda madur olanı korumak gibi bir doğal eğilim vardır; ve
suçluluğu çok çabuk içselleştirebilirler… Bu nedenle çocuklara, anne
veya babaları hakkında söyleyeceğiniz en ufak olumsuz şeyler dahi
onlarda yara açmakla kalmaz, size karşı da öfke ve nefret duymalarına ve
sizden uzaklaşmalarına neden olur… ”Anneannemden nefret ediyorum,
hep babamla ilgili kötü şeyler söylüyor”, ”Halam, annemin kötü bir
kadın olduğunu söylüyor; halamı hiç sevmiyorum” gibi cümleleri duymak
kaçınılmaz bir hal alır…
*Boşanma sonrası yaşam… *
*Rutin, net ve stabil bir düzen çok önemlidir… *
*Çocuklar, hayat onlar için ”öngörülebilir” ve ‘’kontrol edilebilir”
olduğunda, hayatlarında bir yapı ve düzen olduğunda, belirli ve tutarlı
sınırların varlığında güvenli ve huzurlu hissedebilirler… Bu nedenle,
özellikle boşanma gibi önemli bir değişimin ardından düzenli bir hayat
çok önemlidir… Çocuğun anne / babasıyle ne hangi günler, kaç saat
görüşeceği net olmalı ve bu rutin olarak aynı şekilde devam etmelidir…
Ebeveyn ne zaman isterse / özlerse, çocuk ne zaman isterse veya na
zaman müsait olunursa değil, önceden belirlenen gün ve saatte görüşmeler
gerçekleşmelidir… Çok ender ve çok özel durumlar haricinde bu düzen
korunmalıdır… Bu düzen ve yapı çocuğun güvende hissetmesini
kolaylaştırır; terkedilme korku ve kaygılarını hafifletir. *
*Görüşme günlerinde anne, baba ve çocuk aynı tablo içinde yer
almamalıdır… Bu, çocuk için son derece kafa karıştırıcı ve zarar
verici olabilir… Çocuğun zaten varolan ve belki de hep varolacak olan
‚”bir gün annem ve babam bir araya gelecekler ve hep beraber olacağız”
fantazisi, böyle bir durum da iyice pekişir; ve çocuk için karmaşa
yaratır, adapte olmasını zorlaştırır… Bu faktör özellikle 10 yaş
öncesi çocuklar için önemlidir. *
*Çocuğun hayatı ile ilgili önemli kararlar ve seçimlerde anne ve baba
işbirliği ve yapıcı bir iletişim içinde olmalıdır… *
*Boşanma sonrası ilişkiler… *
Boşanma sonrası eski eşlerin birbirleriyle ilişkilerinin sağlıklı
düzenlenmesi ve sınırlarının net çizilmesi, en az ebeveynle çocuk
ilişkilerinin düzenlenmesi kadar önemlidir…
Çocuk odaklı, yapıcı bir iletişimi korumak faydalıdır…
*Tekrar evlenme ve yeni kurulan aile ilişkileri… *
*İlişkiniz uzunca ve düzenli olana dek çocuğunuzla tanıştırmayın. Sık
sık partner değişimine şahit olması çocuğun güvenini sarsabilir, ayrılma
ve terk edilme korkularını tetikleyebilir. İlşkiniz sağlamlaşıp
çocuğunuzla tanıştırmaya hazır hissettiğiniz zaman, bu konuda çocuğunuza
önceden bilgi verin, onunla konuşun ve onu bu tanışmaya hazırlayın. *
*Evlenme kararını, netleştiği zaman çocukla paylaşın… Yaşını,
hissettiklerini, tepkilerini kollayın ancak bunu ondan izin alır gibi
yapmayın… Açık, net ve dürüst olun… *
*Eski eşinizle ve onun ailesiyle olan ilişkilerinizin sınırlarını gözden
geçirin ve netleştirin… Rolleri belirleyin. Kurduğunuz yeni ilişkinin
ve yeni ailenin ”yeni” ve ”farklı” olduğunu unutmayın,
karşılaştırmalardan, eski deneyimlerinizi şablon olarak almaktan
kaçının… *
*Evlilik hazırlıklarınıza çocukları da dahil edin ve mutlaka evlilik
töreninizde bulunmalarını sağlayın. *
*Serap ALTEKİN *
*Uzman Klinik Psikolog*

Yazar:
admin
Zaman:
Wednesday, April 9th, 2008 at 16:54
Kategori:
Çocuk Psikolojisi
Yorumlar:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
Bu yazıya verilen cevapları RSS 2.0 beslemesinden takip edebilirsiniz.
Navigasyon:


Yazıya Yorum Gönder